25. VE 26. BÜLTEN 2013-2014

____________


Tarih  : 13.05.2014

Toplantı Yeri  : Best Westhern Khan Otel

Kulüp Toplantı No  : 967

Dönem Toplantı No  : 40

Üye Sayısı  : 31

Katılım Oranı  : % 36

İlk gelen üye  : Ufuk Aydemir

Son gelen üye  : Ali Bal

Gecikmiş Bültenler   13 MAYIS 2014 -20 MAYIS 2014


Sevgili Dostlar,

Toplantı bilgilerini aktarmadan önce geçen hafta sonu sarsıldığımız çok üzücü bir haberi sizlerle paylaşmak isterim. Aspendos Rotary Kulübünün ilk yıllarında önerimle üye olan ama daha sonra Istanbul’ a yerleşen Gül Demet Öztürk ( Akyüz) hakkın rahmetine kavuştu. Hayatı mücadele ile geçen arkadaşımız kendi isteği ile yaşamına son verdi. Üretken,verici, hesapsız dolambaçsız bir insandı. İnsaniyet adına büyük bir kayıp. Son görevimi yapmak istediğim için cenaze için acilen Istanbul’a gidip döndüm. İnşaallah huzuru oralarda bulmuştur…


Uzunca bir ara oldu. 15 Nisan ,22 Nisan ve 6 Mayıs toplantılarına katılamadım. Rotary’nin değişmez devam kuralları gereği ,üyeliğim neredeyse sonlanacaktı, 13 Mayıs toplantısına katılarak durumu kurtardım. Sözü geçen toplantılarda neler oldu bilemiyorum, dolayısıyla size aktarabileceğim bilgiler 13 ve 20 Mayıs toplantıları.


Önce 13 Mayıs toplantımızı anlatayım. Bu toplantımızda Başkanlık görevini GDB Veli Ilıkan üstlenmiş, çünkü Başkanımız Elvan Amerika seyahatine başlamış durumda. Bugün aslında gecikmiş bir Meslek Hizmet Ödülü verilecek. Gecikmesinin sebebi ödül sahibi  Işın Yalçınkaya’nın zaman sıkıntısı nedeni ile daha önce toplantılarımızdan birine gelememesi. 


Meslek Hizmet Ödülü vereceğimiz Prof.Dr. Işın Yalçınkaya mesleğinin zirvesine gelmiş ve ödülü çoktan hak etmiş ama popularizmin tavan yaptığı günümüz koşullarında, konusu itibarıyla gorünmeyen sessiz bilim kahramanlarından biri. Elimizde olan CV sini kısaltmakta zorlandım;


1943 yılında Amasya’da doğan Işın Yalçınkaya 1962 yılında Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Antropoloji Bölümü'ne girer ve 1966 yılında Prehistorya Kürsüsünden pekiyi dereceyle mezun olduktan sonra 1967 yılında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Prehistorya Kürsüsü'ne asistan olarak girer.

1973 yılında “Taş Devirlerinde Sanat Eserleri ve Türkiye'deki İzleri” konulu teziyle pekiyi dereceyle “Doktor” unvanı alan Yalçınkaya, 1982 yılında “Alt ve Orta Paleolitik Yontmataş Endüstrileri Biçimsel Tipolojisi ve Karain Mağarası” konulu tezi ile Doçent olur ve 1989 yılında “Profesör” unvanını alır.


Fransız Hükümetinden aldığı bursla 1975-1976 yıllarında Marsilya’da Saint-Charles Üniversitesi Laboratoire de bilimsel çalışmalar yapar.Avrupa ve Amerikada çeşitli Üniversitelerde Paleolitik Çağ koleksiyonları ve Yakındoğu prehistorik arşivleri üzerinde bilimsel çalışmalarda bulunur. Fransa’daki Arago (Perpignan) ve Lazaret (Nis) mağaraları ile İsrail’deki Hayonim mağarası ve Suriye’deki Nadaouiyeh I kazılarına uzman olarak katılır..


Harvard (A.B.D.), Liège (Belçika) Üniversitelerinde ve Institut de Paléontologie Humain’de (Fransa) doktora jürisi üyeliği yapar.Yurt içi ve dışındaki bilimsel toplantılarda çok sayıda bildiri ve konferans verir.Yurt içi ve dışındaki dergilerde yayımlanmış tek ve çok isimli Türkçe, Fransızca, İngilizce ve Almanca dillerinde 100 civarında makalesi bulunmaktadır.


 2009 yılında yaş haddinden emekli olan Prof. Dr. Işın Yalçınkaya evli ve 1 çocuk sahibidir.


Veli Başkan ‘ın önerisi ile Meslek Hizmet Ödülü verdiğimiz Işın Hanım Ödülünü Veli Başkan’dan alırken sözlerine şöyle başaldı ; ‘’Ödülü vermeniz beni çok gururlandırdı, daha da fazlası ödülü sunuş biçiminiz beni çok etkildi. Meslek hayatımda aldığım en güzel ödüllerden biri oldu. Çok teşekkür ederim.’’


Daha sonra da hayatının önemli bir kısmını verdiği Karain Mağarasını anlattı bize Işın Yalçınkaya. Karain Mağarası insanlık tarihi açısından dünya çapında bir mağara. İçinde bu kadar insanlık kalıntısı olan bir başka örnek yok. Zaten Dünya Miras Listesine de aday olmuş.İlk kez 1946 da bulunmuş ve 1976 yılına kadar kazı yapılmış.Prof.Ismail Kılıç Kökten Başkanlığında yapılan kazılara Doçent olana kadar bizzat katılamamış, çünkü bu tip kazılara çömezleri almazlarmış.

Karain Mağarasının geçmişi günümüzden 500.000 yıl öncesine dayanıyor. Günümüzden 1.8 milyon-200.00 yılları arasında insanoğlu Afrika’dan çıkıp Anadolu’ya ve Asya’ya yayılmışlar.İşte biz bunların izine Karain Mağarasında rastlıyoruz.


 İnsanlar binlerce yıl bu mağarayı barınma yeri olarak kullanmışlar. Özellikle üretim öncesi dönemde kullanılmış olması ilginç. Ayrıca tapınak olarak kullanıldığını duvardaki yazıtlardan anlıyoruz.


Karain Mağarası sadece kültür tarihine değil, aynı zamanda doğa tarihine de ışık tutuyor. Üretim öncesi çağlarda insanlar avlarını yaparlar ve zaman zaman duraklarlar ve bu mağaralarda sığınırlardı. Işın Yalçınkaya bize Paleolotik Çağın evrelerini anlatarak o dönem insanlarının yaşam şekli hakkında da bilgiler verdi. Kültürel ivmenin eski çağlarda çok yavaş seyrettiğine değinen Yalçınkaya çeşitli örnekler verdi. Alt Paleolitik Çağın en önemli bulgusu ‘’ateş’’. Ateşin bulunuşu bir ivme. Yiyeceklerin pişirilmesi insanın biyolojik evrimini de etkiliyor ve zaman içinde değişime uğruyor. ( Günümüzden 400.000 yıl önce) Orta Paleolitik Çağda taş işçiliği gelişmeye başlıyor. Ölüleri gömmeye başlıyorlar. Hatta ölüye çiçek sunma bile bu dönemde ortaya çıkıyor. Üst Paleolitik Çağda ise ( günümüzden 40.000 -10.000 yıl öncesi) aletler çeşitleniyor. Kemiklerden alet yapmaya başlıyorlar. Bu arada kara,su ve hava avcılığı da görüyoruz. Süs objeleri ile birlikte ‘’ sanat ‘’ kavramı da ilk kez ortaya çıkıyor. Aletler daha estetik,daha işe yarar hale geliyor. Zıpkınlar oltalar yapılmaya başlanıyor. Ölülerin daha sonra tekrar yaşayacağı inancı ile gömülürken beraberinde süs eşyaları vs de konmaya başlanıyor.


Sevgili Dostlar, Işın Yalçınkaya gerçekten kendini mesleğine adamış ve bu uğurda yıllarını vermiş bir bilim kadını. Konuşması sırasında anlatacak ne kadar çok şeyi olduğunu bize hissettirdi. Meslek Hizmetleri Ödülü için Kulubümüze bu doğru insanı işaret eden Veli Başkan’a hepimiz adına teşekkür ediyorum.

Toplantımızda benim misafirim olarak getirdiğim Dünya Göz Hastanesinden Prof. Dr. Semra Hoca da vardı. Semra Hanım toplantı ve konuşmacıdan etkilendi ve çok memnun olarak ayrıldı. Kendisini üyemiz olarak görmek isterdik ancak mesleği gereği Hastaneden her hafta ayrılarak toplantıya gelebilmesi imkansız olduğundan önerimi kabul edemiyeceğini nazikçe ifade etti.


20 Mayıs Toplantısında Başkan Elvan henüz dönmediği için bu kez de Başkanlık görevini Zeki Başkan üstlenmiş. Zeki Başkan toplantıyı Soma’da şehit düşen işçilere saygı duruşuyla başlattı. Tüm Türkiye yasta. İnsanlık faciası, ihmalciliğin dibe vurduğu tarifsiz bir felaket.. Hepimizin canı sıkkın. Konuşmacımız içimizden biri. Prof. Dr. Mehmet Arman. Konuşma konusu ise kendisinin uzmanlık alanı olan Romatizmal Hastalıklar. Sevgili dostumuz sözlerine bir Kırgız Atasözü ile başladı; ‘’40 yaşından sonra ağrınız yoksa ölüsünüz demektir. Varsa şükredin!’’ ve konuşmasına sohbet şeklinde devam etti. İronik esprileri ile bizi kah güldürdü, kah düşündürdü.                    

     

Alabildiğim kısa notlar ; Ağrısız insan olmazJ . Romatizma tıbbı bir terim değilidir. Genel olarak kişinin hareket sisteminde sıkıntı varsa akla gelen ilk şüphe ‘’romatizma’’dır.Mehmet Arman ihtisasına Almanya’da 1976 yılında başladığını ve meslegini çok sevdiğini ifade etti. İlk başladığı yıllarda 20 çeşit vaka olduğunu şimdi bu sayının neredeyse 100’leri bulduğunu söyledi. Romatizmal hastalıklar ana başlık olarak ikiye ayrılıyor; 1) İltihaplı Romatizmalar 2) İltihaplı olmayanla ( kireçlenme , kıkırdak aşınması bu grupta) . İltihaplı romatizmalar da kendi içinde iki gruba ayrılıyor. A) Mikrobik olanlar. Bunlara daha az rastlanıyor. Örneğin boğaz enfeksiyonundan kaynaklanabilen romatizmalar ki bunlar eklemleri yalayarak kalbe ulaşabiliyor B) Daha çok rastlanan bu ikinci grup ise bağışıklık sistemi ile ilgili . Bağışıklık sistemi bir şekilde düşerse ki bu daha çok genetik yatkınlık sonucunda olurmuş, bu durumda hastalık tetiklenir ve ortaya çıkarmış.


Çeşitli tipler var romatizmal hastalıklarda.. Bazıları omurga ağırlıklı grup, erkeklerde daha şiddetli görülüyor. (Binde 2 oranında ). Bir diğer grup da Romatoid artrit,daha çok kadınlarda görülüyor. İltihapsız romatizmalar menapoz sonrası kadınlarda görülüyor ama artık tıpta, bu romatizmalarda da iltihabın var olduğu sanılmakta. Para romatizmal hastalıklardan da söz edilirse bunlar başka hastalıkların çevresinde oluşan tipler. Örnek olarak ‘’gut ‘’ hastalığını gösterebiliriz. Sonuç olarak bu romatizmaların kökeninde’’ iltihap’’ yatıyor. Hiçbir iltihap küçümsenmemeli ve görüldüğü yerde derhal ezilmeli ! İltihap çok yaygın bir sorun, dolayısıyla çok ciddiye alınmalı. Tedavi yöntemleri ise ne yazık ki daha tam yeterli değil. Özellikle laboratuvar bulguları tam olarak yeterli değil.


Sevgili Mehmet konuşmasına sohbet şeklinde devam ederken son 15 yılda bir devrim yaşandığını da sözlerine ekledi. İltihap baskılayıcı ilaçların bir hayli fazlalaştığını, aspirinin artık bir romatizma ilacı değil ancak kalp- damar ilacı haline geldiğini söyledi. Ve kortizon denen ve 2. Dünya savaşında ortaya çıkan ve hem yararı hem de zararı olan mucizeden söz ederek konuşmasını bitirdi.

Doğrusunu isterseniz hepimiz için çok keyifli bir sohbet oldu. Gelmeyenler çok şey kaçırdı. Her ne kadar konu hastalık, romaztima gibi sevimsiz olsa da Sevgili Mehmet dostumuz sohbeti o kadar sevimli hale getirdi ki, toplantı sonunda her birimiz kendi dertlerimizi anlatır hale gelmiştik ‘’Doktorum benim de şuram ağrıyor, buram acıyor.. ne yapmalıyım??’’tadındaJ ..Bu notlarda umarım önemli hatalı laflar yazmamışımdır. Ne de olsa çala kalem alınan notlardı, üstüne üstlük konu da tıptı !Hata yaptıysam Mehmet Hoca affetsin !


Son olarak, Başkanımız size bu Salı günü toplantımızda anlatacaktır ama ben kısacık değineyim. 22 Mayıs günü 2430 Bölge Konfrenası Manavgat Star Light Otelinde başladı ve 25 Mayısta bitti. Konferansın başladığı gün küçük bir kriz yaşadık ama neyse ki çözdük. Bir haber geldi bir gece önce; bayrak töreninde Kulüp bayrakları başkanlar tarafından taşınacak diye.. Başkan Amerikada..İlk gün için kayıtlı hiçbir üyemiz de yok. Azize İzmir’den, ben buradan ne yapalım diye çırpınırken GDB Mustafa Eren imdadımıza yetişti ve işini gücünü bırakarak koştu Konferansa ve Aspendos Bayrağını taşıdı. Bu bülten vasıtası ile hepimiz adına teşekkür ediyorum. Ertesi gün de kulubumuz adına bu satırların yazarı gitti, zaten Başkan da geldi. Artık geri kalan haberleri de Başkan Elvan ‘a bırakayım, zevkle anlatsın size.. ( İsterseniz çaktırmadan Amerikaya nasıl gittin diye bir soruverin de anlatsın size romansal macerasınıJama bakın ben bir şeycikler söylemedim haa. Siz öylesine sorun işte.. )


Evet hala bu satırları okuyorsanız nezaketinize teşekkür ederim, çünkü ben de hala yazıyorum gördüğünüz gibi.. Artık diğer haberleri de Kulüp toplantısında duyurular bölümünde öğreniriz. Ama lutfen gelin toplantılara!!


Sevgi ve sağlıkla kalın...

Asuman Tarıman 

Duyurular

YER : LARA BALIK
SAAT : 12:30 - 14:00
TOPLANTI GÜNÜ: SALI